Cuma 17 Nisan 2026 - 18:56
İran, Hürmüz Boğazı'nda İnisiyatifi Ele Almalı ve Diğer Ülkeler İran'ın Planı Üzerinden Pozisyon Almalıdır

Havza / Kum Cuma İmamı Ayetullah Saidi bugünkü Cuma hutbesinde İran'ın Hürmüz Boğazı'nda inisiyatifi ele alması ve diğer ülkelerin İran'ın planı üzerinden pozisyon alması gerektiğini vurguladı. Ayetullah Saidi ayrıca Kutsal On Gün'e (Dehiyi Keramet) ilişkin de açıklamalarda bulundu.

Havza Haber Ajansı'nın bildirdiğine göre Kum Cuma İmamı Ayetullah Seyyid Muhammed Saidi, Kum'daki Kudüs Musallası'nda kılınan bu haftaki Cuma namazı hutbesinde Rıdvan Ayeti olarak bilinen Fetih Suresi'nin 18. ayetini tefsir ederek bu ayetin veli ile ümmet arasındaki ilişkiyi açıklayan temel bölümlerden biri olduğunu ifade etti.

Kum Cuma İmamı şunları söyledi: "Kur'an'ın bakış açısıyla veliye biat etmek, siyasi ve sosyal bir sözleşme değil; aksine dini bir görev, sorumluluk ve Allah'ın rızasına vesile olan bir eylemdir. Bunun meyvesi ise toplumun çalkantılı ve zorlu krizlerinde müminlerin kalplerinin sükunet bulmasıdır. Veliyy-i Emr'in etrafında kenetlenen bir toplum, kaygı ve çöküş yaşamaz; bu biat üzerindeki kararlılığın mükafatı ise fetih ve zaferdir."

Rıdvan biatinin, müminlerin pratik bağlılıklarının hayatlarına da mal olabileceğini bildikleri zorlu bir biat olduğunu belirten Kum Cuma İmamı: "Yüce Allah, bu müminlerin biatlarındaki sadakatini görünce, durumu biat edenlerin lehine çevirdi." dedi.

Halkın İslam İnkılabı'nın Üçüncü İmamı'na Biati ile Hz. Peygamber'e (s.a.a.) Yapılan Rıdvan Biati Arasındaki Benzerlikler

Fetih Suresi'nin 18. ayetini günümüz şartlarına uyarlayan Ayetullah Saidi şunları kaydetti: "Rıdvan biati nasıl düşman tehditlerinin zirve yaptığı bir dönemde gerçekleştiyse, halkımızın Ayetullah İmam Seyyid Müçteba Hüseynî Hamaney'e biati de ülkenin büyük zorluklar ve dış tehditlerle karşı karşıya kaldığı tehlikeli ve hassas anlarda gerçekleşmiştir. Halkın bu varlığı ve biati, İran İslam Cumhuriyeti sistemindeki iç güç yapısının sağlamlığının bir göstergesidir. Câni Trump, Ümmetin İmamı'nın şehadetinden sonra İran'ın gelecekteki rehberini kendisinin belirleyeceğini ilan etti. Ancak milletimiz kenetlenmiş yumruklarıyla Trump'ın ağzına vurarak 'Haddini bil' dedi."

Ayetullah Saidi halkın biati ile Hz. Peygamber dönemindeki biat arasındaki ikinci benzerliğin "velayet yolunun sürekliliği" olduğunu belirterek: "Hedef ve yol birdir; bu süreklilik, velayet sancağının hiçbir zaman yere düşmeyeceğini göstermektedir. Nitekim Hz. Ali (a.s.) de bu sancaktarlık hakkında 'Bu sancağı, basiret ve sabır ehli olandan başkası omuzlayamaz' buyurmuştur." ifadelerini kullandı.

Ayetullah Saidi konuşmasına şöyle devam etti: "Bugünkü biatimizin Rıdvan biati ile olan üçüncü benzerliği, ihlas ve 'yakın bir fetih' (feth-i karib) unsurlarından oluşmasıdır. Eğer bu biat yürekten bir sadakatle yapılırsa, mükafatı yakın bir fetih olacaktır. Milletin ve rehberlik kurumunun kenetlenmesi, direniş cephesinde bir canlanmaya ve krizlerin aşılmasına yol açabilir. Ümmet ile Veliyy-i Emr arasındaki bağ, korkudan güvenliğe ve tehditten fethe geçişimizin şifresidir."

Hz. Masume'nin Mübarek Doğum Günü: Kız Çocukları Günü

İkinci hutbede, Pazar gününün Hz. Masume'nin (s.a.) mübarek doğum yıldönümü, Kız Çocukları Günü ve Kutlu On Gün'ün (Dehiyi Keramet) başlangıcı olduğunu hatırlatan Kum Cuma İmamı: "Bu yılki Kutlu On Gün sadece Ehl-i Beyt'in (a.s.) doğum günlerinin kutlanmasından ibaret değildir. Bu kerametli on gün İslam İnkılabı'nın Yüce Rehberi'nin, Minab Şecere-i Tayyibe Okulu öğrencilerinin ve halk ile yetkililerin şehadetiyle birlikte, korkak ve şeytani düşmanın altyapıları tahrip ettiği savaşın ateşi ve dumanının var olduğu bir zamanda gerçekleşmektedir." dedi.

Bu yılki Kutlu On Gün'ün (Dehiyi Keramet) Hz. Masume (s.a.), İmamzadeler ve İmam Ali er-Rıza'nın (a.s.) tarzında, tağutla mücadele ve direnişin habercisi olduğunu vurgulayan Ayetullah Saidi: "Bu yıl milletimiz, İnkılabın Üçüncü Rehberi Ayetullah Hacı Seyyid Müçteba Hüseynî Hamaney'in önderliği ve rehberliğinde, Büyük İmam Humeyni ve Şehit İmam Hamaney'in yolunu sürdürmeye devam etmektedir; zira bu yolun devamı bizim en büyük ilahi görevimizdir." şeklinde konuştu.

Bu Yılki Kutlu On Gün, Düşmana Karşı Umut Aşılama ve Direniş Tatbikatı Zamanıdır

Ayetullah Saidi sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu yılki Kutlu On Gün'de Ehl-i Beyt'in (a.s.) mübarek doğum yıldönümlerini kutlamak; düşmanlıkları ve yıkımlarıyla bizi umutsuzluğa düşürmeyi amaçlayan yeminli düşmanlarımızın topyekûn saldırılarına karşı dindarlığın, velayete bağlılığın, iffet ve hicabın korunmasının mesajını vermelidir. Dolayısıyla bu yılki Kutlu On Gün, düşmana karşı bir umut yaratma ve direniş tatbikatı olmalıdır. İnşallah bu direnişler, Âl-i Muhammed'in Mehdisi'nin (a.f.) evrensel hükümetine zemin hazırlayacaktır."

Hürmüz Boğazı Konusunda Gecikmeye Mahal Verilmemeli

Kum Cuma İmamı daha sonra Hürmüz Boğazı gibi önemli ve milli bir meseleye değinerek şunları söyledi: "İran'ın ofansif diplomasisinin (hücuma yönelik) sahayı belirlemesi gereken hiçbir yerde gecikme yaşanmamalıdır. Hürmüz Boğazı, yalnızca geçiş ücreti alınacak ve geçici gelirler elde edilecek bir yer düzeyine indirgenmemelidir. Aksine bu boğaz, İran'ın stratejik özelliklerinden biridir ve uluslararası arenada bir yönetim kaldıracıdır. Bu nedenle bu boğazdan geçiş kurallarını yazan her ülke, sadece geçişleri yönetmekle kalmaz; aynı zamanda küresel algıyı, uluslararası ilişkileri, güvenlik düzenlemelerini ve diğer ülkelerle olan diyalog dilini de etkiler."

Ayetullah Saidi şu vurguyu yaptı: "Hürmüz Boğazı'nın kurallarını ya İran belirler ya da başkaları Hürmüz Boğazı için kural koyar. Bu denli önemli bir konuda boşluk bırakılamaz. Eğer sahneyi biz kurmazsak başkaları kurar. Biz ülkeleri bir araya getirmezsek başkaları koalisyon oluşturur; eğer biz bir çerçeve çizmezsek başkaları bu çerçeveyi belirler."

İran Hürmüz Boğazı'nda İnisiyatifi Ele Almalıdır

İran'ın Hürmüz Boğazı'nda inisiyatifi ele alması ve diğer ülkelerin İran'ın planı üzerinden pozisyon alması gerektiğini belirten Ayetullah Saidi: "Bu, reaktif/tepkisel durumdan çıkıp; tasarlayan, davet eden, kural koyan ve talep eden bir konuma geçmek demektir. İran, başkalarının ne diyeceğini beklerse, İngiltere ve Fransa konferanslar düzenleyip kural koymak için Hindistan ve Çin'i davet ederse, inisiyatifi elinden kaçıracaktır." diye ekledi.

Hürmüz Boğazı konusunda atılması gereken adımlara da değinen Ayetullah Saidi: "Birincisi, ticareti bu su yoluna bağlı olan tüm ülkelerin davet edilmesidir. İkincisi, bölgedeki Arap ülkeleriyle istişarelere başlanması ve üçüncüsü ise Hürmüz Boğazı'nın yönetiminde yeni çerçevenin ilan edicisi konumundaki İran eksenli yeni bir kural oluşturmaya doğru hareket edilmesidir." dedi.

Kum Cuma İmamı, bu adımın öneminin sadece diplomatik değil, aynı zamanda güvenlik, medya, siyaset ve stratejik boyutları da olduğunu kaydederek şunları ekledi: "Heyetlerin gidiş gelişi, İran'ın bölgedeki aktif varlığı, ilgili aktörlerin davet edilmesi ve İran'ın kurduğu bir masanın etrafında toplanmaları, İran'ın gücünün ve kararlılığının bir göstergesidir. Pasif diplomasi maliyetlidir ve İran gecikirse, yarın başkalarının tasarladığı bir sahada oynamak zorunda kalacaktır."

İran Silahlı Kuvvetleri Milli Onur ve Güvenliğin Temel Direğidir

Daha sonra 18 Nisan (29 Ferverdin) Ordu Günü ve 2 Mayıs (12 Ordibeheşt) Devrim Muhafızları'nın Kuruluş Günü'ne işaret eden Ayetullah Saidi, "İnkılabın Şehit Rehberi'nin Başkomutan sıfatıyla sergilediği yönetim, İran silahlı kuvvetlerinin milli onur ve güvenliğin temel direği olduğunu göstermiştir. Silahlı kuvvetlerin güçlendirilmesi sadece bir seçenek değil; aksine Kur'ani bir görev ve Amerika ile Siyonist rejim gibi zorba düşmanlara karşı bir caydırıcılık unsurudur. Bu politikanın temeli tehditlerin gerçekçi bir şekilde algılanmasına dayanmaktadır. Ordu ve Devrim Muhafızları günleri, bu cansiperane ve onurlu güçlerle ahdimizi yenileme fırsatıdır." ifadelerini kullandı.

Câni Trump'ın Papa'ya yönelik hakaretine de değinen Ayetullah Saidi: "Bu eylemle birlikte herkes Trump'ın hiçbir mantığa bağlı olmadığını anlamıştır. Zulme karşı durmak, tüm ilahi peygamberlerin ortak yoludur." dedi.

Kum Cuma İmamı, hutbesinin sonunda halkın sokaklardaki toplanmalarına dikkat çekerek sözlerini şöyle tamamladı: "Allah yolunda cihad eden ve sancak yapan ilk kişi Hz. İbrahim (a.s.) idi. Halkımız bu günlerde, amaçlarına uygun toplanmalarında İran ve kahraman Hizbullah bayraklarını dalgalandırarak, bu sancağın dünyadaki tüm mazlumların sancağı haline gelmesini ve küresel istikbarın, zulmün ve küfrün sancağını düşüren bir etken olmasını sağlamıştır. Allah'ın izniyle ve düşmanları kör edercesine, bu sancak Âl-i Muhammed'in Mehdisi'nin (a.f.) evrensel hükümetinin sancağının dalgalanmasına da zemin hazırlayacaktır."

Etiketler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha